17 Ekim 2012 Çarşamba

KAÇIRILAN ETKİNLİKLER - 1

Hamilelik süresinden şu zamana kadar sinemaya, konsere, tiyatroya, gösteriye gitmedim dersem ne dersiniz?

Yuuuuh seslerini duyar gibiyim. Çok haklısınız benden de kendime koca bir yuuh. 

Hafta içi İpek'e ben çalıştığım için annem bakıyor. E fazlasıyla yoruluyor, iş çıkışlarında hiç oyalanmadan evin yolunu tutmalıyım ki o da evine gidip biraz rahat etsin sabah şarj olmuş şekilde gelebilsin. Hafta içi o kadar yorulan kadına bir de hafta sonu da gel biraz daha bak ben de gezeyim diyemiyorum.

Birde bu tür organizasyonlar hep akşamları başlayıp geç saatte sona eriyor, İpek'e iyi geceler demeden, öpmeden uykuya uğurlamak hiç istemiyorum. Aksi halde o eğlenceden zevk almayacağıma adım kadar eminim.

Her neyse bu da benim bahanem olsun :)

İsimlerini ilk defa hamileyken uyduda ki yabancı bir kanalın gösterilerini verdiği sırada öğrendim. Özellikle aklıma kazıdım olur da Türkiye'ye gelirlerse izlerim diye. Tabii nereden bilebilirdim bu kadar erken geleceklerini benim hayalim İpek'in anlayabileceği bir yaş aralığında geldiklerinde onunla beraber izlemekti.

Cirque Du Soleil' dan bahsediyorum.

25 Eylül 2012'de burnumun dibinde ki Ülker Sports Arena'da gösterileri var idi. 

Sıradan sirklerden çok çok farklı bir tarzları var, palyaçoları bildiğin palyaço değil,



Akrobatlar bildiğiniz akrobatlar değil,



Sıradan bir sirk gösterisi değil anlatmak istediğim, bütün oyunlar bir hikayeye bağlı olarak gelişiyor, benim tv de izlediğim çok çok güzeldi çok etkilenmiştim. Gösteriye giden arkadaşlarımında çok etkilendiğini duyuyorum.
Umarım tekrar gelirler veya biz bir daha ki sefere İpek ile onları ziyaret ederiz ve burada paylaşırız.

Sevgiler
Pınar






ÇARŞAMBA TARHANASI

Güzel bir gün,
Kızçemden ayrılırken gene zorlandım, o da istemiyor gitmemi ama el mahkum.
Dışarıda hava çok güzel sanki Ekim ayı değil, bahardan bir gün. Metro ile kolay bir yolculuk ardından ofise varış.
Bugün daha iyiyim. Ezelden beri severim Çarşambaları. En güzel programlar, en kolay işler, en güzel havalar sanki hep Çarşambalara denk gelir. Belki de ben sendromdan anca çıkarım, enerjimi toplarım hoop bir bakmışım hafta bitmiş.

Can ciğer patronum rahatsızlanmıştı geçtiğimiz haftalarda böbrek taşı sebebi ile bir operasyon bile geçirdi. Vücutta enfeksiyon varmış, ağır ateşli bir dönemden sonra bu hafta başı ofise geri döndü. İyi ki de döndü.
Tabii eskisi gibi değil, ama inanıyorum kısa sürede toparlayacak kendini.
Onun için bir şey yapmak istedim ve gece İpek'e su vermek için kalktığımda öğle yemeğinde içebilsin diye tarhana ıslattım.
Ofisimizde mutfak ve ekipmanları bulunduğu için çok şanslıyız. Bende uzun süredir öğle yemeklerimi evden getirip burada hazırlayıp, ısıtıp burada yiyorum. Bu öğlende biricik patronum (ikinci babam diyebilirim) için basit bir tarhana çorbası hazırlayacağım.

Basit tarhanamızın malzemeleri;



Gelirken kafası 1500 olmuş, gece 4:30'da Sütaş'ın cam kabında ıslatılmış 
8 yemek kaşığı köy tarhanası, 
gene yollarda başı dönmüş evde yapılmış mis gibi
1 yemek kaşığından biraz fazla domates salçası,
pazardan alınmış mütevazi sarımsak (3 diş göründüğüne bakmayın hepsini koymayacağım)
1 yemek kaşığı ofise ait ayçiçek yağı (ben mısır özünü tercih ederdim ama imkanlar ile sınırlıyız.)

Tencereye konulan yağa iki diş sarımsağı julyen kesmek suretiyle ekledim.

Biraz kavurduktan sonra ıslattığım tarhanayı ekledim

Topaklanmasını önlemek için uzun bir süre çırpıcı ile karıştırmak gerekir, ancak imkanlar dahilinde bir adet yemek çatalı işimizi gördü. Karıştırma esnasında koyulaştıkça sıcak su ekledim. Ve tuz tabii ,

Bir taşım kaynattıktan sonra ;

afiyetle yemek için hazırdı çorbamız. Patroncuğumuz için hazırlamıştım ama gözüm dönmüşse tarhana çoğaldı da çoğaldı ofisteki diğer arkadaşlarımız bile nasiplendi.

Peki fark ettiniz mi renk versin diye kullanacağım salçayı kullanmadım. UNUTTUM :) Evet gerçekten malzemeyi kullanmayı unuttum. Gerçi fark ettim ki gerekte yok çünkü tarhananın rengi tadı tuzu hep yerinde idi. 

Yaşasın bugün güzel bir gün,


Sevgiler 
Pınar








16 Ekim 2012 Salı

PAZARTESİ SENDROMU

Bu hafta zor başladı,
Hafta sonunu hep yan yana dip dibe geçiren anne -kız idik, Pazartesi işe gitmek, onu evde en güvenilir insan olan annemle bile bırakmak çok zor geldi. Ayaklarım ilk defa çok severek geldiğim ofisime girmek istemedi. Gün içinde çok çok özledim, telefonlarda duydum ama yetmedi yanında değildim işte. Bir an herşeyi göze alıp çalışmayı bırakıp sadece onunla ilgilenmek onu kendim büyütmeyi düşündüm. Kisa sürede yine onun için bu düşünceden uzaklaştım. Onun için hayallerim var ve bu hayallerin gerçeğe dönüşmesi için maddi anlamda kuvvetli olmam lazım.
Şu anda çok büyük paralar kazandığım yok ortalama sınıf bir ofiste sekreterlik yapıyorum ama kendi paramı kazanmak, kendi hesabımı kendime vermek, kızıma istediğim şeyi alabilmenin özgürlüğü çok önemli. Bu ilerde ona da çok önemli bir örnek olacak.
Ama isterdim ki onun büyürken yanında olayım, büyütürken kendime olan saygımı da yitirmemek için sevdiğim bir işi yapayım.
Yavru kuşumu çok özledim.

Sevgiler,
Pınar

14 Ekim 2012 Pazar

ANADOLU KAVAĞI

Bu Pazar Sendromların dibine vurdum.
İpek ertesi günün Pazartesi olduğunu mu anladı dibimden ayrılmıyor, ev işleri ve pazar alışverişlerini yetiştirmek eskiden beri böyle kabus muydu, sabah kahvaltısı tamam da İpek öğlene ne yiyecek, Pazartesi babaanne deyiz, çantamız hazır mı? Pazardan dönerken telefon arayan annem.
- Ne yapıyorsunuz kızım ?
- Pazardan dönmeye çalışıyorum siz ne yapıyorsunuz?
- Teyzenle size gelmeye çalışıyoruz.
- Yuppi anne ne olur gel, başka bir şey istesem olacakmış. Ne olur hemen gelin. Size ne hazırlayayım, karnınız aç mı? Neredesiniz çabuk gelin anne.

Anne işte yaşın 31 olsa da annenin desteği gibi bir desteği kimseden alamazsın. Nasıl ihtiyacım vardı ona, aramızda hep böyle bir durum var. Annem bilir sanki onun bana en lazım olduğu zamanı. Çok seviyorum onu.

Benim 6 saatte bitiremeyeceğim, gözümde büyüttüğüm bir şeyi sadece 2 saatte halleder. Geldi, yüzüme baktı, yorgunsun sen, git yat dedi. Kalktığımda her şey çoktan hazırdı. Pazarımı kabustan, masala döndürdü canım annem.

Hafta sonları akşam yemeği için Anadolu Kavağında balık vazgeçilmezimizdir. Teyzoşumu meğerse biz hiç götürmemişiz. Yaşasın trafikte yok (nasıl olduysa). Aldık soluğu Kavakta bir iki tur atık fotoğraf çektik.

En güzel fotoğraflar hep gün batımında çekilirmiş. 

Tecrübe ile sabitledik.


Annesinin biricik kuzusu, anneannesi, Günay'ı, annesi ve babası ile çok mutluydu. 
Bu Pazar harikaydı.
Sevgiler Pınar 

10 Ekim 2012 Çarşamba

PİNTEREST ÇILGINLIĞI

İsmini ilk Okan Bayülgen'in programında bloggerlarla ilgili programında duydum. (Sahi Okan bu sezon bir şey yapmayacak mı? ) Merak tabi bloggerların toplandığı bir program üstelik Okan'da acemi bir yazar olarak dinledim, programa doyamadım. Yeni olan ne var, kaçırdığım bir şey var mı derken acemiliğimden utandım resmen. PİNTEREST ; Koca bir tahtada sevdiğin notları biriktirmek benim için, ama
Pinteresturk yazarı Meta YORUMCU açıklamış ''Pinterest kısaca, sınırsız alana sahip sanal bir panodur diyebiliriz. Pinterest sanal dünyada beğendiğimiz veya paylaşmak istediğimiz görsel öğeleri düzenlemenizi ve kolayca paylaşmamızı sağlar. Diğer kişilerin oluşturduğu panolara göz atarak yeni şeyler keşfedebilir ve sizinle aynı ilgi alanlarına sahip kimselerden ilham alabilirsiniz. Kullanıcılar Pinterest’i evliliklerini planlamak, evlerini dekore etmek ve sevdiği yemek tariflerini paylaşmak gibi çok çeşitli amaçlar için kullanırlar.''
Benim özellikle takip ettiğim kategori ''Women Fasihon'' ve ''Kids''.
Alışveriş listemi sitede görüp beğendiklerimi  ''Repin'' ve ''Like'' yapıp oluşturdum, amaç ihtiyaç fazlasını almamak.
İşte beğendiklerim;







Hiç de haksız sayılmam öyle değil mi :)

Sevgiler
Pınar,


BİRİKTİKÇE BİRİKTİ. ..

Çok özledim, yazmayı anlatmayı, paylaşmayı,
Kızımı, işimi, eşimi, sevdiklerimi, sevmediklerimi, blogumla başbaşa kalmak istiyorum.
Sonra büyük bir gelişme olan verdiğim kilolar, almaktan çok korkmam
Anlatacağınız çok birikti.

Kısa bir post olur diye düşünmüştüm, yaz tatilinden sonra en uzak seyatimiz geçtiğimiz pazardı,İznik, Bursa seyahati idi.

İşte size muhtesem İznik  Çinisi...

Kendi evime taşındığımda muhakkak banyomun dekorasyonu bu çinilerden olacak.






2 Ağustos 2012 Perşembe

02.08.2012



Yazmayalı çok oluyor, bu sıralar pinterest'e takmış bulunmaktayım.
Ve görüşmeyeli tam 10 kilo verdim. Yeni bedenimi seviyorum.
Takıp takıştırmaya merak sardım.
İçimde meğer ne vamp bir kadın varmış :)